16 Şubat 2012 Perşembe

Y- HARFİ

Y


yâ (A.) [ یا ] ey.

yâb (F.) [ یاب ] bulan.

yâbis (A.) [ یابس ] kuru.

yâd (F.) [ 1 [ یاد .hatırlama. 2.gönül, hatır. 3.anı, hatıra.

yâd edilmek anılmak, hatırlanmak.

yâd etmek anmak, hatırlamak.

yâdgâr (F.) [ 1 [ یادگار .anı. 2.hatıra.

yadigâr bk. yâdgâr.

yağmâ (F.) [ یغما ] talan, çapul.

yağma eylemek talan etmek, yağmalamak.

yağmâger (F.) [ یغماگر ] yağmacı.

yah (F.) [ یخ ] buz.

yahbeste (F.) [ یخ بسته ] buzlanmış, donmuş.

yâhud (F.) [ یاخود ] yahut.

yâis (A.) [ یائس ] umutsuz.

yakaza (A.) [ یقظه ] uyanıklık.

yakîn (A.) [ یقين ] kesin bilgi.

yakînen (A.) [ یقينا ] kesin olarak.

yâkût (A.) [ 1 [ یاقوت .yakut. 2.dudak.

518

yakzân (A.) [ یقظان ] uyanık.

yâl (F.) [ 1 [ یال .yele. 2.boyun.

yâleyte (A.) [ یا ليت ] keşke.

yâr (F.) [ 1 [ یار .dost. 2.sevgili. 3.arkadaş.

yârâ (F.) [ یارا ] güç.

yârân (F.) [ یاران ] dostlar, arkadaşlar.

yârî (F.) [ 1 [ یاری .dostluk. 2.yardım.

yâsemen (F.) [ یاسمن ] yasemin.

yâve (F.) [ یاوه ] zırva, saçma.

yâvegû (F.) [ یاوه گو ] zırvalayan, saçmalayan.

yâver (F.) [ یاور ] yardımcı.

yâzdeh (F.) [ یازده ] onbir.

ye’s (A.) [ یأس ] umutsuzluk.

ye’sefzâ (A.-F.) [ یأس افزا ] üzücü.

yebânî (F.) [ 1 [ یبانی .yabanıl. 2.ürkek. 3.kaba.

yed (A.) [ 1 [ ید .el. 2.güç.

yegân (F.) [ یگان ] birler.

yegân yegân (F.) [ یگان یگان ] bir bir, tek tek.

yegâne (F.) [ یگانه ] biricik.

yegânegî (F.) [ یگانگی ] birlik, teklik.

yek (F.) [ یک ] bir.

yekbeyek (F.) [ یک بيک ] bir bir, birer birer.

yekcihet (F.-A.) [ 1 [ یک جهت .tek yön. 2.aynı görüşlü.

519

yekcins (F.-A.) [ یک جنس ] aynı türden.

yekdîger (F.) [ یک دیگر ] birbiri.

yekdil (F.) [ یک دل ] bir gönül.

yeknazarda (F.-A.-T.) ilk bakışta, bir bakışta.

yekpâre (F.) [ 1 [ یک پاره .tek parça. 2.bütün.

yeksân (F.) [ 1 [ یکسان .bir şekilde. 2.birlikte.

yekseviye (F.-A.) [ یک سویه ] aynı düzeyde, eşit seviyeli.

yekşenbe (F.) [ یک شنبه ] pazar.

yektene (F.) [ یک تنه ] tek başına.

yekûn (A.) [ یکون ] toplam.

yel (F.) [ یل ] yiğit.

yeldâ (F.) [ یلدا ] uzun.

yemîn (A.) [ 1 [ یمين .sağ, sağ yön. 2.ant, yemin.

yesâr (A.) [ یسار ] sol, sol taraf.

yesîr (A.) [ یسير ] kolay.

yetîm (A.) [ یتيم ] biricik, tek. 2.yetim.

yetîme (A.) [ یتيمه ] yetim kız çocuğu.

yetîmhâne (A.-F.) [ یتيم خانه ] yetimler evi.

yevâkît (A.) [ یواقيت ] yakutlar.

yevm (A.) [ یوم ] gün.

yevmenfeyevmen (A.) [ یوما فيوما ] günden güne.

yevmî (A.) [ یومی ] günlük, gündelik.

yevmiyye (A.) [ یومی ] gündelik ücret.

520

yezdân (F.) [ یزدان ] Tanrı.

yubûset (A.) [ یبوست ] kuruluk.

yûğ (F.) [ یوغ ] boyunduruk.

yûz (F.) [ یوز ] pars.

yübûset (A.) [ یبوست ] kuruluk.

yümkin (A.) [ یمکن ] mümkün, olabilir, olası.

yümn (A.) [ یمن ] uğur.

yümnâ (A.) [ یمنی ] sağ taraf.

yümnî (A.) [ یمنی ] uğurlu.

yüsr (A.) [ 1 [ یسر .kolaylık. 2.zenginlik.

yüsrâ (A.) [ یسری ] sol taraf.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder